Partisiz ve Birleştirici Cumhurbaşkanı Adayı Dr. Serdar Savaş Türkiye’nin İleri ve Tam Demokratik bir topluma dönüşme zamanının geldiğini açıkladı.

Partisiz ve Birleştirici Cumhurbaşkanı Adayı Dr. Serdar Savaş Türkiye’nin İleri ve Tam Demokratik bir topluma dönüşme zamanının geldiğini açıkladı.

Dr. Serdar Savaş şunları söyledi:

‘’Demokrasiyle ilgili olarak toplumumuzda yeterince anlaşılmamış en önemli husus ‘farklılıkların barış içinde birlikte varlığıdır.’ Farklı görüşlerin, farklı kültürlerin, farklı kimliklerin, farklı inançların aynı sistem içerisinde var olabilmeleri, bu farklılıkların mensuplarının görüş ve inançlarını özgürce ifade edebilmeleri, kültürel farklılıkların özgürce yaşayabilmeleri demokrasinin eğilip bükülmeyecek gereklerindendir. Voltaire, ‘’Görüşlerinize asla katılmıyorum ama söz hakkınızı hayatım pahasına müdafaa ederim.’’ cümlesiyle işaret etmeye çalıştığım konuyu veciz bir şekilde ifade etmiştir.

Demokrasi, bir yönetim biçimi olduğu kadar ve belki de daha fazla bir kültür ve yaşam biçimidir. Bu kültürü içselleştirdiğinizde sizden farklı düşünenlerin, inananların, yaşayanların, var olduğunu ve var olacağını önden kabul edersiniz. Bu kişilerin görüş ve inançlarını özgürce ifade etme hakları olduğunu savunursunuz. Düşünce ve inançların özgürce ifade edilmesi, savunulması örgütlenme hakkını da birlikte getirir. İşte temel insan hakları arasında sayılan bu haklar demokrasilerin olmazsa olmazıdır. Bu haklara getirilebilecek sınırlamalar anayasalarda belirlenir. O nedenle anayasaların insan haklarına dayalı ve özgürlükçü olmaları gerekir.

Demokrasi karşısındakini; ön yargısız olarak dinleme, samimi bir şekilde anlama, karşısındakiyle eş duyum kurma ve bütün bunların sonunda ‘’Söylediklerinizi dinledim, düşüncenizin gerekçelerini anlıyorum ne var ki sizinle hem fikir değilim.’’ diyebilmenin kültürüdür. Demokrasilerde farklı olanı ötekileştirmek, düşmanlaştırmak yoktur. Demokrasilerde farklı düşünce ve inançları hor görmek, küçümsemek, yok varsaymak yoktur. Demokrasi bir iletişim kültürüdür.

Farklı düşünce ve inanışların bir arada var olmasının gereği uzlaşmaların sağlanmasıdır. Uzlaşma, ‘’Benim dediklerimi kabul edin uzlaşalım.’’ şeklinde tezahür edemez. Birlikte var olmak tarafların ‘ödün vermek’ olarak algılayabileceği adımların atılmasını gerektirir. Aslında konu o kadar da karmaşık olmayabilir. Önemli olan akılcı bir şekilde iç içe geçen kümeleri, kapsanmayan alanları, diğerinin varlığını yok eden düşünceleri ortaya koyarak azami müştereklerde buluşmaktır.

Ülkemizde bazı siyasetçilerin ısrarla gösterdiği gibi, demokrasi çoğunluğun millet adına tahakküm etme hakkı değildir. Her hangi bir partinin oyların %99’unu bile almış olsa kendisine oy vermeyen %1 üzerinde baskı kurma hakkı yoktur. O %1 kendi farklılığını koruyarak, korkmadan, özgürce yaşamını sürdürür. Bu demokrasilerin çoğulcu özelliğidir.

Demokrasilerde vatandaşların görevi oy vermekle son bulmaz. Yönetime katılım esastır. Tabii ki anayasa ve yasalarda katılımcılığın mekanizmalarını tanımlanmış olması gerekir. Vatandaşlar; yaşadıkları mahallede, köyde, ilçede, ilde, ulusal düzeyde ve kamu hizmetlerini yerine getiren, belediye, okul, sağlık ocağı, hastane gibi yapılarda yönetimin parçası olmalı ve ayrıca denetleme görevini yerine getirmelidir. Katılımcı demokrasi uygulamaları aynı zamanda yönetimde şeffaflığı, denetlenebilirliği ve hesap vermeyi sağlayacaktır.

Demokrasiyle ilgili yüzlerce sayfa yazılabilir. Ben burada en temel bazı özelliklerini daha görünür yapmaya çalıştım. Her zaman söylediğim ve yazdığım gibi ileri ve tam demokrasileri ancak erdemli toplumlar kurabilirler. Dünya örnekleri bunu göstermektedir. İleri ve tam demokrasiler ise daima refah toplumları haline gelmişlerdir. Gelişim, erdem-demokrasi-refah toplumu sırasıyla olmaktadır.’’

Saygılarımla,

Serdar Savaş

Partisiz ve Birleştirici

Cumhurbaşkanı Adayı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.